Türk Edebiyatı Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Edebiyatı Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Milli Edebiyat Sanatçıları


MİLLİ EDEBİYAT SANATÇILARI :

1. Ömer SEYFETTİN (1884-1920)

. Ömer Seyfettin "Yeni Lisan" hareketini ortaya atan ve bu ilke doğrultusunda eser veren sanatçıdır.
. Türk edebiyatında ökü türünün gelişmesinde çok etkili olmuştur.
. Öyküde yapmak istediği, milli bilinci uyandırmaktır.
. Dejenere tiplere düşmanlığı açıkça görülür.
. Toplumun aksayan yönlerini mizah yoluyla eleştirir.
. Konularını anılardan, günlük hayattan ve tarihteki kahramanlardan alır.
. Türklerde "kendine güven" duygusunu oluşturmaya çalışmıştır.
. Realizmin etkisindedir.
. Gözleme önem verir.
. Eserlerinde psikolojik derinlik yoktur.
. Açık, yalın ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.

- Eserleri:

. Roman : Efruz Bey (uzun öykü )
. Öyküleri : Yanlız Efe, Falaka, Kaşağı, Bomba, Pembe İncili Kaftan, Yüksek Ökçeler, Asilzadeler, Gizli Mabet, Beyaz Lale, İlk Düşen Ak ...


2. Ali Canip YÖNTEM (1887-1967)

. Önceleri Fecriati'de bulunan sanatçı, 1911'de Ömer Seyfettin ile "Genç Kalemler" dergisini çıkarmış ve başyazarlığını yapmıştır.
. Aruz ölçüsünü bırakarak hece ölçüsü ile şiirler yazmıştır.
. Sade bir dil kullanmıştır.
. Dergideki yazılarıyla kendini göstermiştir.
. Edebiyat tarihi ile ilgili araştırmalar yayımlamıştır.

- Eserleri:

. Şiir Kitabı : Geçtiğim Yol
. Araştırmalar : Türk Edebiyatı Antolojisi, Ömer Seyfettin ve Hayatı, Epope, Naima Tarihi, Milli Edebiyat Meseleleri, Cenap Bey'le Münakaşalarım



3. Ziya GÖKALP (1876-1924)

. Dönemin en çarpıcı sanatçısı ve bilim adamıdır. (Sosyolog)
. Osmancılık, Ümmetçilik anlayışlarından geçerek Tükçülük akımına bağlanmıştır.
. Türkçülük akımını sisteme bağlamıştır.
. Türk Yurdu ve Yeni Mecmua adlı dergilerinde düşüncelerini yayımlamıştır.
. Din, dil, ülkü birliğine dayanan milliyetçiliği esas almıştır.
. Şiir ve yazılarında yalın bir dil kullanmıştır.
. Bütün yapıtları "didaktik"tir. Şiiri düşüncelerini yaymada bir araç olarak görmüştür.
. " İslam ümmetindeyim, Garp medeniyetindenim, Türk milletindenim" demiştir.

- Eserleri:

. Araştırma ve Bilim Kitapları : Türk Töresi, Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak ...
. Mektup : Malta Mektupları
. Şiir : Altın Işık, Yeni Hayat, Kızıl Elma



4. Mehmet Emin Yurdakul : (1869 - 1944)

. Yaşarken bile " Milli Şair " ve " Türk Şairi" adı ile anılmıştır.
. Hece ölçüsünün uzun kalıplarını kulanarak şiiri, üz yazıya yaklaştırmıştır.
. Şairliğinden çok düşünce adamlığı ile öne çıkar.
. Şiirleri didaktiktir.

- Eserleri :

. Şiir : Türk Sazı, Türkçe Şiirler, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Duası, Turan'a Doğru, Zafer Yolunda



5. Fuat Köprülü : (1890 - 1966 )

. Türk edebiyat tarihini batı yöntemiyle araştıran ilk bilgindir.
. Türkoloji araştırmasının öncüsüdür.

Eserleri :

. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvuflar, Türk Saz Şairleri, Türk Edebiyatı Tarihi



6. Yusuf Akçura :

. Türkçülüğü sistematik halde ortaya koyan ilk kişi.
. En önemli eseri " Üç Tarz Siyaset " Türkçülüğün ilkeleri kabul edilir.



7. Aka Gündüz : ( 1886 - 1958 )

. " Çocuk Bahçesi " ve " Genç Kalemler " dergisinde yazdığı yazılarla ünlendi.
. Eserleri tezli roman özelliği gösterir yani bir fikri savunur.

- Eserleri :

. Roman : Dikmen Yıldızı, İki Süngü Arasında, Bu Toprağın Kızları,
. Hikaye : Türk Kalbi, Türk'ün Kitabı, Meşur Asker



8. Memduh Şevket Esendal :

. " Veysel Çavuş " ilk öyküsüdür.
. Asıl ününü " Ayaşlı ve Kiracıları " adlı romanı ile kazandı.
. Çehov tarzı hikayeleri ile tanınır. ( Durum Hikayeleri )

- Eserleri :

. Öykü : Temiz Sevgiler, Ev Ona Yakıştı, Otlakçı, Mendil Altında ...



9. Yakup Kadri Karaosmanoğlu : ( 1889 - 1974 )

. Roman tekniği sağlamdır.
. Romanlarında Kurtuluş Savaşı yıllarını ve inkılap dönemini kronolojik sıra halinde görebilirsiniz.
. " Hep O Şarkı " da Abdulaziz'in hayatını ve inkılaplarını anlatır.
. " Bir Sürgün " de Abdulhamit'e karşı çıkıp Fransa'ya kaçan Jön Türkleri anlatır.
. " Kiralık Konak " ta tanzimattan 1.Dünya Savaşına kadar geçen üç neslin farkını inceler.
. " Hüküm Gecesi " nde meşrutiyeti anlatır.
. " Nur Baba " da Bektaşi Şeyhlerinin yanlış tutumunu işler.
. " Ankara " da Ankara'nın başkent olmasını işler.
. " Panoroma 1 " de Kurtuluş Savaşını ve inkılapları anlatır.
. " Panoroma 2 " de inkılaplarının halk üzerindeki etkisini işler.
. " Yaban " da köylü aydın çatışmasını inceler.



10. Falih Rıfkı Atay : ( 1894 - 1971 )

. Atatürk'e yakın kişiler arasına yer alır.
. Atatürk devrimlerini savunmuştur.
. Tanin gazetesinde yazdığı fıkra, makale ve sohbet gibi eserleriyle tanınır.

- Eserleri :

. Anı : Çankaya, Ateş ve Güneş , Zeytindağı
. Gezileri : Taymis Kıyıları, Tuna Kıyıları, Bizim Akdeniz, Gezerek Gördüklerim, Yolcu Defteri ...



11. Halide Edip Adıvar : ( 1884 - 1964 )

. İlk romanlarında bireysel konuları işler.
. Romanlarındaki kadın karakterleri çok güçlüdür.
. Yazar, Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura ile yazdığı " Yeni Turan " adlı eserinde Türkiye'nin sorunlarını inceler.
. " Ateşten Gömlek " ve " Vurun Kahpeye " adlı eserlerinde Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatır.
. " Sinekli Bakkal " da Osmanlı toplumunun gene yapısını inceler.

- Eserleri :
. Roman : Raik'in Annesi, Seviye Talip, Handa, Kalp Ağrısı, Sonsuz Panayır, Tatarcık, Zeyno'nun Oğlu
. Öykü : Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt
. Oyunları : Kenan Çobanları, Maske ve Ruh
. Anıları : Türkün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev



12. Refik Halit Karay : ( 1888 - 1965 )

. Önceleri Fecriati'ye katılmıştır.
. Öykünün sınırlarını genişletmiş, konu ve çevreyi anadoluya taşımıştır.
. Kahramanları alt ve orta tabakadandır.
. Gözlem tekniği çok güçlüdür ve konulara eleştirisel bir açıyla bakar.
. Roman ve öykülerinde mizah ögesini ustalıkla sindirmiştir.

- Eserleri :

. Roman : Çete, Sürgün, Anahtar, Kadınlar Tekkesi, Yezidin Kızı, Nilgün, Bugünün Saraylısı, Yer Altında Dünya Var ...
. Öykü : Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri, Bir Avuç Saçma ...
. Mizah : Kirpi'nin Dedikleri

. Not : Kirpi, Refik Halit Karay'ın gazete ve dergilerde kullandığı takma adıdır.

Milli Edebiyat Dönemindeki Akımlar


MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNDEKİ AKIMLAR :

1. Batıcılık :

. Batılı tarzda düşünme, hareket etme ve yaşamayı esas alır.
. Osmanlı aydınları Batılılaşmayı devlet sorunlarını çözmede dinamik ve etkili bir çare olarak görmüşlerdir.
. Batı medeniyeti çizgisinde Osmanlının temel dinamiklerine zarar vermeden ilerlemeyi amaçlar.
. Tevfik Fikret, Abdullah Cevdet, Kılıçzade Hakkı bu akımın önemli temsilcileridir.


2. Osmanlıcılık :

. Amaç, Müslüman ve gayrimüslimlerin bir arada tutulmasını sağlamaktır.
. Din farkı gözetmeksizin toplumsal birliktelik görüşünü benimser.
. Namık Kemal, Ziya Paşa, Abdulhak Hamit, Ahmet Mithat, Ali Suavi, Agah Efendi bu akımın önemli temsilcileridir.


3. İslamcılık :

. Gayrimüslimlere verilen ayrıcalıklar Müslüman aydınları harekete geçirmiş ve İslamcılık akımının oluşmasına zemin hazırlamıştır.
. Avrupalıların Panislavizm dediği bu düşünce akımı Genç Osmanlılardan bir grup tarafından ortaya atılmıştır.
. Ortadoğu, Afrika ve Balkanlardaki Müslümanları bir arada tutmak için bir çare olarak görülmüştür.
. 2. Abdulhamit bu akımı desteklemiş ve Cemaleddin Efgani bu akımı sistemleştirmiştir.
. M. Akif, Said Halim Paşa, Eşref Edip, Şemsettin Günaltay, Musa Kazım Efendi ve Halit Zihai bu akımın önemli temsilcileridir.


4. Türkçülük :

. Türkçülük, sadece Osmanlı'yı değil dünyadaki tüm Türkleri kapsar.
. Amaçları arasında ; Türkleri bilinçlendirmek, Türk devletini İslam dünyasında etkin kılmak, Dilde sadeleşmeye gitmek,
Türk bilincini aşılamak, Dünyadaki Türkleri tek bir bayrak altında toplamak ( Turancılık )
. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Şemsettin Sami, Ahet Vefik Paşa, Mehmet Emin Yurdakul bu akımın önemli temsilcileridir.

Milli Edebiyat İlkeleri



      2. MİLLİ EDEBİYAT (1911 - 1923

. 1911 yılında Ömer Seyfetti ve Ali Canip gibi gençlerin toplanıp çıkardığı "Genç Kalemler" dergisi ile başlar.

. İlkeleri :
a. Arapça ve Farsça'ya ait gramer kuralları ve tamlamalar kullanılmayacak
b. Türkçe karşılığı olan Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmamalıdır.
c. Konuşmada İstanbul Türkçesi esas alınmalıdır.
d. Şiirde aruz yerine hece vezn kullanılacaktır.
. Milli Edebiyatçılar dilin sadeleştirilmesine önem vermiş ve bunu eserlerine yansıtmıştır.
. Halk  şiirini ve hece ölçüsünü savunmuşlardır. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmışlardır.
. Eserlerinde Balkan Savaşlarını ve 1.Dünya Savaşı'nın insanlar üzerindeki olumsuz etkisini ve çöküntüleri işlemişlerdir.
. Bazı şairler şiirlerinde Türkçülüğü işlerken bazıları bireysel konuları işlemişlerdir.
. Bu dönem Türkçülük akımın egemen olduğu bir dönemdir.
. Bu dönemde çıkarılan dergiler :  Genç Kalemler, Türk Ocağı, Türk Derneği, Türk Yurdu, Yeni Mecmua...

Fecriati Topluluğu


  1. FECRİATİ EDEBİYATI (1909 - 1912)

. Sanat analayışlarını bir bildiri ile duyuran sanatçlar topluluğudur.
. Amaçları sadece kağıt üzerinde kalmışır.
. Fecriati : Geleceğin ışığı demektir.
. İsim babası Faik Ali'dir.
. Memleketin gerçekleri ve sorunları ile ilgilenmediklerinden " Genç Kalemler " in baskısına dayanamayıp dğılmışlardır.. Fecriati'ye bağlı kalan en güçlü ses Ahmet  Haşim'dir.
. Topluluğun bazı üyeleri Milli Edebiyat akımının içine yer almıştır.
. Aruzu kullanmışlar ; sone , terza-rima, serbest müstezat ile yazmışlardır.
. Sanatın bireysel ve saygın olduğunu savunmuşlardır. ("Sanat şahsi ve mühteremdir.")
. Gerçek bir yenilik yapmamışlar, Servetifünunun devamı olarak kabul edilmişlerdir.
. Bazı üyeler : Faik Ali , Ali Canip, Celal Sahir, Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Fuat Köprülü, Hamdullah Suphi...

10 Sınıf Dil ve Anlatım Çalışma Kağıdı



ANLATIM
ANLATIM BİÇİMLERİ
ANLATIM BOZUKLUĞU
BETİMLEME
EDATLAR
ZAMİRLER
İSİMLER
SIFATLAR
ZARFLAR
TAMLAMALAR
FİİLİMSİ

BETİMLEME


Betimleyici Anlatım / Anlatım Biçimleri
Betimleme en yalın biçimiyle sözcüklerle resim çizme işidir. Varlıkların niteliklerini,bu varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir.Betimleme nesnelerin, varlıkların, belirgin özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır. Bu anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanılması amaçlanır. Bu amacın gerçekleşmesi için titiz bir gözlem gerekir. Gözlem sırasında ayırt edici özelliklerin anlatılmasına özen gösterilir.

Yazarın, gördüklerini okuyucunun gözünde canlanacak biçimde anlatmasıyla oluşan bir anlatım biçimidir. Betimlemede asıl olan görselliktir. Bu nedenle gözle algılanan renk ve biçim ayrıntılarına büyük yer verilir.

ANLATIM BOZUKUĞU


ANLATIM BOZUKLUKLARI

ANLAM BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI
1)Gereksiz Sözcük Kullanma:

Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

*Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
*Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
*Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
*Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok
*Ülkemizin sorunları bitmiyor ,tükenmiyor
*O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum
*Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.

FİİLİMSİLER


FİİLİMSİLER  (EYLEMSİLER)

Fiilimsiler üç ana grupta incelenir.

1) İSİM – FİİLLER (AD – EYLEMLER):

Fiil soylu sözcüklerin sonuna –mak, -mek , -ış, -iş, -uş, -üş, -ma, -me ekleri getirilerek yapılır.

Bir gülüşün ömre bedel.
Gün biter gülüşün kalır bende.
Seninle akşamları yürüyüşe çıkardık.
Adamın yalvarışlarını bir görecektin.
Madem ki yükseliş var iniş olmaz olur mu?
Unutuş, unuturlar seni de.
Bu kucaklayış belki de bir haykırışın sesiydi.
Sana bakmak Allah’a inanmaktır.
Yaşamak, ölmekten  zor.

TAMLAMALAR


SIFAT TAMLAMASI
*Bir sıfatıAn, ismin önüne gelerek, onu nitelemesi yada belirtmesiyle oluşan tamlamalardır.
Sıfat+İsim=> Sıfat Tamlaması (Sıfat=Tamlayan, İsim=Tamlanan)
Büyük insan, Düz saç, Üç Elma, O adam

Not: Sıfat mutlaka ismin önünde olmalıdır.
Adamın burnu epey büyüktü. ( Büyük  sözcüğü sıfat olmasına rağmen, sıfat tamlaması kurmamıştır.)

Not: Adlaşmış sıfat, sıfat tamlaması sayılmaz.
Çalışanlar, belli oluyor.

Not: Adlaşmış sıfat, bir sıfat tarafından nitelenerek yada belirtilerek sıfat tamlaması oluşturabilir.
Yakışıklı gençleri daha çok severim.

ZAMİR


ZAMİR (ADIL)
Zamir Çeşitleri
1. Şahıs Zamirleri
2. Dönüşlülük zamiri
3. İşaret zamirleri
4. Belgisiz zamirler
5. Soru zamirleri
6. İlgi zamiri
7. İyelik zamiri

YAPI BAKIMINDAN ZAMİRLER
1. Basit Zamirler
2. Birleşik Zamirler
3. Öbekleşmiş Zamirler
4. Ek Hâlindeki Zamirler

İSİMLER


İSİMLER

A. Varlıklara Verilişlerine Göre.
1. Özel İsim
2. Cins İsmi
B. Maddelerine Göre İsimler
1. Somut İsim
2. Soyut İsim
C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler
1. Tekil isim
2. Çoğul isim
3. Topluluk İsmi
D. Yapılarına Göre İsimler
1. Basit İsim
2. Türemiş isim
3. Birleşik İsim
a. Bitişik Yazılan Birleşik İsimler
b. Ayrı Yazılan Birleşik İsimler
İsimlerde Küçültme.
İsmin Hâlleri
1. Yalın  Hâl (Nominatif)
2. Belirtme (Yükleme) Hâli
3. Yönelme Hâli
4. Bulunma Hâli
5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli
6. Eşitlik Hâli
7. Vasıta Hâli
8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)

SIFATLAR


A. Sıfatların Özellikleri
B. Sıfat Çeşitleri
1. Niteleme Sıfatları
2. Belirtme Sıfatları
a. İşaret Sıfatları
b. Sayı Sıfatları
       - Asıl Sayı Sıfatları
       - Sıra Sayı Sıfatları
       -Kesir Sayı Sıfatları
       -Üleştirme Sayı Sıfatları
       -Topluluk Sayı Sıfatları
c. Belgisiz Sıfatlar
d. Soru Sıfatları
C. Sıfatlarda Anlam
1. Sıfatlarda Anlam Kuvvetlendirme
2. Sıfatlarda Anlam Daraltma
3. Sıfatlarda Karşılaştırma
D. Yapı Bakımından Sıfatlar

Zarflar


A. Görev ve Anlam Bakımından Zarflar
1. Durum Zarfları
a. Niteleme Zarfları
b. Kesinlik Zarfları
c. Yineleme Zarfları
d. Olasılık Zarfları
e. Yaklaşıklık Zarfları
f. Üleştirme Zarfları
g. Sınırlama Zarfları
2. Zaman Zarfları
3. Yön Zarfları
4. Miktar Zarfları
5. Soru Zarfları
6. Gösterme Zarfı
B. Zarflarda Pekiştirme
C. Yapı Bakımından Zarflar
1. Basit Zarflar
2. Türemiş Zarflar
3. Birleşik Zarflar
4. Öbekleşmiş Zarflar

EDATLAR


Edatlar Çeşitleri, Özellikleri ve Örnekler
Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.
Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:
-Bağlama edatları bağlaçlar
-Son çekim edatları edatlar
-Ünlem edatları ünlemler
Özellikleri ve Örnekler

ANLATIM


 1) Anlatım
Herhangi bir konu üzerinde konuşurken veya bir konu üzerine yazarken,belli bir gayeyi gerçekleştirmek isteriz.Bu gaye,bizi dinlemekte veya okumakta olanlara bilgi vermek,onları nda bizim gibi düşünmelerini,belli bir olay içinde yaşamalarını sağlamak olabilir.Duygu ve düşüncelerimizi maksadına uygun olarak dil ve anlatım kuralları içerisinde ifade etmeye " anlatım "denir.
2) Anlatıma hazırlık
Neyi ,niçin ve nasıl anlatmak gerektiği üzerinde düşünmeden konuşmak ve yazmak tutarlı olmaz.Kişi hem konuşurken hem de yazarken düşünerek hareket etmek zorundadır.Aksi halde konudan uzaklaşabilir, amacını dışına çıkabilir ve konuyla anlatım biçimi birbirine ters düşebilir.Bu da sözlü ve yazılı anlatımda ki başarıyı engeller.

ANLATIM BİÇİMLERİ


ANLATIM BİÇİMLERİ ve DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
     Çeşitli amaçlara yönelik olarak gerçekleştirilen anlatımın etkileyici olması için çeşitli yöntemlere başvurulur.İşte,anlatımı gerçekleştirirken başvurulan bu yöntemlere “anlatım biçimleri” diyoruz.

    Anlatım biçimlerini şöyle sıralayabiliriz:

1)Açıklayıcı Anlatım,

2)Öyküleyici Anlatım (Hikaye Etme)

3)Betimleyici Anlatım (Tasvir Etme)

4)Tartışmacı Anlatım



Mehmet Akif Ersoy

İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.

Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif'in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder.

Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn'da edebiyat dersleri vermiştir.

1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.

Nihad Sami Banarlı



(Hayatı)

1907’de İstanbul Fatih’te doğdu. 13 Ağustos 1974’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. Edebiyat araştırmacısı ve tarihçisi. 1929’da EdebiyatFakültesinden ve Yüksek Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. 1929-1934 arasında Edirne Lisesi ile Kız ve Erkek Öğretmen Okulunda edebiyat öğretmenliği yaptı. 1947’ye kadar İstanbul’da Kabataş, Galatasaray, Boğaziçi, Şişli Terakki ve Işık liselerinde, 1947-1969 arasında Eğitim Enstitüsü ile Yüksek Öğretmen Okulunda dersler verdi.

1969’da emekliye ayrıldı. 1948’den başlayarak Hürriyet gazetesinde Edebi Sohbetler sütununda yazdı. 1953’te İstanbul Fetih Cemiyeti’ne girdi. Bu kuruluşa bağlı olan İstanbul Enstitüsü’nde müdürlük yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı 1000 Temel Eser ve Çağdaş Türk Yazarları komisyonlarına üye ve başkan seçildi. 1971’de kurulan Kubbealtı Akademisi’ne Edebiyat Kolu Başkanı ve Akademi Dergisi Müdürü oldu.

Mehmet Fuat Köprülü



(Hayatı)

1890’da İstanbul’da doğdu. 28 Haziran 1966’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. Köprülü Mehmet Paşa’nın ailesindendir. Ayasofya Rüştiyesi ve Mercan İdadisi’nden sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devam etti. 1909’da fakülteyi bırakarak edebiyat, felsefe ve tarih alanlarında özel olarak çalışmaya başladı. İstanbul’da çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1924’te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı’na atandı. Aynı yıl İstanbul Darülfünun’daki görevine döndü. Türkiyat Enstitüsü’nü kurdu. Türk Tarih Encümeni başkanlığına seçildi.

1929’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı oldu. 1934’de politikaya girdi. Kars milletvekili seçildi. Çok partili döneme geçiş sırasında CHP’den ayrılıp Demokrat Parti’nin (DP) kurucuları arasında yer aldı. 14 Mayıs 1950’de birinci Adnan Menderes hükümetinde Dışişleri Bakanı oldu. 1956’da Devlet Bakanlığı görevine atandı. Bir yıl sonra DP’den istifa etti. Milletvekilliği düştü. 27 Mayıs 1960’tan sonra Yeni Demokrat Partiyi kurdu. Ancak parti pek ilgi görmedi. Amblem olarak seçtiği “Kıratı” Adalet Partisi’ne bırakarak siyasi yaşamdan ayrıldı. Asıl yararlı çalışmalarını Türk Edebiyatı ve Türk Halk Edebiyatı araştırmaları oluşturur.

CAN YÜCEL


1926’da Istanbul’da dogdu. Milli Egitim eski bakanlarindan Hasan Ali Yücel’in oglu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Cografya Fakültesi’nde Latince-Yunanca okudu. Ögrenimine Ingiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde devam etti. Sair, çevirmen ve radyo görevlisi olarak tanindi. Çesitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yapti. 1958’de Türkiye’ye dödükten sonra bir süre turist rehberi olarak çalisti. Ardindan bagimsiz çevirmen ve sair olarak yasamini sürdürdü. Çevirileriyle de taninan Can Yücel, siir alaninda ilk kitabi YAZINA’dan (1950) sonra uzun bir süre biçim arayislariyla oyalandi. Çesitli edebiyat, kültür ve siyasi dergilerde siirleri, edebiyat ve tiyatro çevirileri ile siyasal konularda yazilari yayinlandi. 12 Mart döneminde Che Guevara’nin "Gerilla Harbi" ve "Insan ve Sosyalizm" kitaplarinin çevirisi nedeniyle 15 yil hapis cezasina çarptirildi. 1974 affiyla özgürlügüne kavustu. 12 Eylül sonrasinda müstehcen oldugu iddiasiyla "Rengahenk" adli kitabi toplatildi. Sairligini, siirin külhanca Ayararlanarak siyasal inançlariyla yogurdu. 12 Agustos 1999’da Türkiye onu yitirdi.